24 Nisan 2014 Perşembe
  • 21 °C
    İstanbul
  • 16 °C
    Ankara
  • 21 °C
    İzmir
    Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
    MERYEM UZERLİNİN BABASIZ BEBEK SENDROMU
    08 Eylül 2013 Pazar 02:10

    MERYEM UZERLİ'NİN BABASIZ BEBEK SENDROMU

    Geçtiğimiz hafta herkes Meryem Uzerli’nin Ayşe Arman’a verdiği röportajın etkisindeydi. Hakkında çok şey yazıldı, çizildi.
    Sosyal medyada birçok ünlü isimden çeşitli yorumlar ve tepkiler geldi. Röportajı okuyan pek çok kadın kendi hikayesinden bir şeyler bulup Meryem’e hak verdi. Kimileri ise dünyaya babasız çocuk getirmenin, çocuk açısından sağlıklı olmadığı görüşündeydi. Bazı ünlü köşe yazarları da Meryem Uzerli’nin yaşadığı durumu köşelerine taşıdılar. Biz de konuyu ünlü isimlere sorduk: Babasız çocuk dünyaya getirmek zor bir şey mi? Siz olsaydınız ne yapardınız?
     
    Ayrıca Pedagog Nesrin Dosdoğru’dan babasız dünyaya gelecek çocuğun psikolojisinin nasıl olacağı konusunda yorumlar aldık. İşte geçtiğimiz haftanın gündemi ve çok özel yorumlar...
     
    meryemuzerli20130905.jpgPedagoji açısından babasız çocuk olmak…
     
    Pedagog Nesrin Dosdoğru, babasız büyümenin eksik büyümek olduğunu söylüyor ve bu olguyu şu sözlerle anlatıyor: “Babasız büyümek ... Babasız büyümek ... Babasız büyümek... Cümleyi tekrar tekrar okumak size ne hissettirir bilemem ama bir çocuk için babasız büyümek eksik büyümek demektir. Baba, çocuğun anneden kopup bir birey olarak kendini gerçekleştirebilmesi yolculuğundaki en doğal, en şefkatli, anneden sonra en kapsayıcı hakemidir. İnsan için duygusal olarak anneden kopmak ve kendi varoluş yolunda yürüyebilmek çok önemli bir hedeftir. Yine insanın kendi duygusallığı bu kopuşu zorlaştırır. Tek kalma kaygısı bireyi anneden ayrılmakta ertelemeci ve bahaneci yapar. İki kişi (anne, çocuk) bağlı olmaktan ziyade bağımlı bir ilişki içinde kaybolma riskini taşırlar. Bu birçok duygusal rahatsızlıklara, algı ile ilgili bulanıklıklara, aidiyet hissinin oluşmamasına ve dağınıklığa zemin hazırlarken kişilerde olaylara çoklu bakış açısının gelişimi, esneklik, uyum, güven duygularının doğal gelişimini de zora sokabilir. Kuralların gerekliliği ve güvenin doğal öğreticisidir baba. Baba ve annenin sağlıklı ilişkisi, çocuğun anneden ayrılıp hayata karışmasını; birey olarak topluma karşı sorumluluklarını fark etmesini ve yerine getirmesini, yani sosyal varoluşunu kolaylaştırır. Annenin duygusal olarak yaşadığı, çocukluğu, geçmişi veya bugünü ne kadar travmatik de olsa çocuk için alınan “Ben babasız büyüteceğim” kararı çocuğun işini zorlaştırır ve karmaşıklaştırır. Omuzlarındaki yükü arttırır. Çocuk, anne ve babanındır. Tek annenin değil...”
     
    Meryem’e hak veren çok oldu
     
    Hafta içinde sevilen köşe yazarları da gazetelerinde bu konuya değinen yazılar yazdılar, konuyu tartıştılar. Örneğin Ece Temelkuran şunları yazdı: “Meryem Uzerli söyleşi fotoğraflarında su gibi görünüyor. Hamile. Ne güzel. Adam da gitmiş. Gitsin. Almanya’da huzurla doğuracak bebeğini. Arkadaşları, ailesi yanında. Üç yıl dayanmış ‘Muhteşem Yüzyıl’a ‘Son dört bölüm dayanamadım’ diyor. Dayanamaz. Olur öyle. Gitmiş iyi ki. İyi ki etrafında onu kollayacak, pamuklara saracak insanlar var. Kendi gibi yaşayabilmek için gitmiş zaten Berlin’e. Kendi gibi yaşayabilmek için... Zaten mesele de bu.” Ünlü gazeteci Cüneyt Özdemir ise şunları yazmış: “Uzerli bir Alman gibi büyüdüğü için Türkiye’deki bu ilişki hiyerarşisini hem anlamıyor hem de kabullenemiyor. Delirme noktasına kadar geliyor. Karşısındaki erkeğin aslında ne düşündüğünü bilememe hali, güven kelimesinin sıfır çekme durumu, ilişkideki fluluklar, bir türlü flörtten vazgeçmeyen, büyümeyen erkek sendromu ile yüzleşmeler ve elbette en önemlisi istenmeyen çocuk karşısında erkeğin takınabileceği durum Meryem Uzerli söyleşisinde pek çok kişinin kendi hayatlarındaki kimi enstantaneler ile yüzleşmesine veya hatırlamasına yol açıyor. Bir klişe ile özetlersek: ‘Evet, herkes kendi hayatını yaşıyor.’ Gelin görün ki artık pek çok hayat birbirininkine benziyor. Uzerli söyleşisi bizlere pek çok kadının aynı aşk, flört ve ilişki ikliminde hapis hayatı yaşadığını gayet net özetliyor. Söyleşi sonrasında dökülen pek çok gözyaşının Meryem Uzerli’nin değil kendi ilişkilerinin tanıdık çıkmaz sokaklarına akmasının nedeni de bu olmalı!”
     
    Nilgün Belgün (Tiyatro sanatçısı): ‘Ben daha marjinal düşünüyorum’
     
    “Bu konuda Meryem’i son derece doğru ve haklı buluyorum. Can Ateş’le yaşadıkları ilişkinin boyutunu bilemem ama Meryem’in yaptığı hareket doğru. Çünkü Meryem zaten Avrupalı bir kadın ve bu konuda da tam bir Avrupalı gibi davranıyor. Bizim ülkemizde babasız çocuk dünyaya getirmek pek uygun değil ve iyi karşılanmıyor ama ben daha marjinal düşünüyorum. Kadın çocuğu isterse bir erkeğe ihtiyacı yok. O anne ve doğurmak istiyor. Ayrıca sözde babayla büyüyen ama babasının hiç ilgilenmediği bir sürü çocuk tanıyorum. Meryem böyle olmasındansa çok iyi bir şey yapıyor. O çocuğundan kendisi sorumlu.”
     
    Sedef İybar (Yemek danışmanı, yazar, televizyoncu): ‘XXL büyük konuşuyorum: Ben katiyen yapmam”
     
    “Ben olsam babasız olacağını bilerek yola asla çıkmam. Sorumluluk yarı yarıya paylaşılacakken tek kişinin yüklenmesi riskli. Ama babası olduğu halde annesi tarafından (mecbur kalındığı için) çocuk büyütülür mü derseniz, evet. Örnekse ben, kendim. Çünkü biz çok küçük yaştayken annem ve babam ayrılmıştı. Annemle birlikteydik. Büyüdük, olduk, olgunlaştık ve anne olduk. Ben de kızım dokuz yaşındayken ayrıldım babasından ama babası kızımın yanındadır, paylaşım eşit olmuştur. Sadece evler ayrı. Ben babasız çocuk büyütmeye katiyen teşebbüs etmem. Hani büyük konuşmak derler ya, XXL olsun benimki! Bu iki kişinin mutlulukla verdiği karar olmalı. Her şeye ragmen yapılması gereken bir olgu değil. Tam tersi bütün şartlar şahaneyken alınması gereken bir karardır. Çevremizde o kadar çok olumsuz koşul varken, bir de omurgası doğru olmayan ilişkilerden bir birey yetiştirmek olağanüstü güç… Ha, istisnalar yok mu derseniz, tabii ki başarmış anneler var. Ancak, güç… Çocuğun sorgulama yaşı başladığında vereceğiniz cevapların onu ne kadar tatmin edeceğini de unutmamalısınız.”
     
    Ayşe Kucuroğlu (İşletmeci): ‘Babanın da onaylaması gerekirdi’
     
    “Meryem’i bir anne olarak anlıyorum ancak ben olsaydım babasının istemediği bir çocuğu yapmaya cesaret edemezdim gibi geliyor. Ya da babasının da istemesi için uğraşırdım ve kabul ettirdikten sonra böyle bir karar alırdım. Çünkü dünyaya gelecek bir çocuk var ve her ikisinin de onayı olması ve çocuğu istemesi gerekir. Meryem ve Can’ın ilişkisinde de ne yaşandığını bilemem ama ola ki böyle bir şey başıma geldi, biz kadınlar her şeyin üstesinden geliriz.”
     
    Özge Özberk (Oyuncu): ‘Meryem’in arkasındayım’
     
    ozge.jpgÜnlü oyuncu Özge Özberk, Bodrum’da oğlu Leo ile birlikte tatil yaparken, Meryem Uzerli ve Can Ateş ile ilgili ne düşündüğünü soran gazetecilere, “Sonuna kadar Meryem’in arkasındayım. Kendisini tebrik ediyorum. O malum şahsı ise Allah’a havale ediyorum” diye cevap verdi.
     
    Günseli Kato (Ressam): ‘Gelecekte sorun yaratır’
     
    “Bu sadece Türkiye’de değil bütün dünyada zor bir durum. Nikahsız ilişkiden doğan bebek toplum tarafından pek kabul gören bir şey değil. Olmaması da gerekiyor bence. Bu, kadının doğurup doğurmaması sorunu değil; çocuğun geleceğiyle ilgili, sosyal ortamdaki duruş biçimi düşünülerek karar verilmesi gereken bir şey. Çocuğun sahibi, evli de olsa kadındır, çocuk annenindir. Bunu Türkiye için söylemiyorum, tüm dünyadaki tüm toplumlarda geçerli bu söylediğim. O çocuğu dünyaya getirmek için bir erkeğe ihtiyacımız var, evet, ama keşke erkekler de anne hassasiyetine sahip olsa. Evlilik dışı doğmuş çocuğun doğması, gelecekte sorunlar yaratır. Çocuklar çocuklar karşı acımasızdır, en basitinden takılan lakapları biliyoruz. Bu, kolay kaldırılabilir bir şey değil. Dünyada her yerde toplum muhafazakardır. Milattan önce de aynıydı, şimdi de aynı. Bu durum çocuk için eziyet olur mu olmaz mı bunu sorgulayarak karar vermeliyiz bence.”
     
    Buket Dereoğlu (Oyuncu): ‘Ben tasvip etmiyorum’
     
    buketdereoglu20130905.20130908031642.jpg“Bence bir çocuk ne annesiz ne babasız olur. Her ikisinin de yanında olması gerekir. Benim için bu durumda kişilerin Meryem Uzerli veya Can Ateş olması önemli değil. X veya Y kişileri diyelim, bir çocuğun dünyaya gelmesi için babasının fikri olması gerekir. Çiftler arasında ortak bir karar alınmalı. Anne ben doğururum deyip, çocuğu dünyaya getirirse ileride o çocuğun psikolojisi ne olacak? Ben tasvip etmiyorum. Bu işler inatla olmaz. Benim çocuğum dokuz yaşına girdi ve şu anda düşünüyorum da hayatımda aldığım en zor kararmış onu dünyaya getirmek. Çünkü çocuk demek çok büyük bir sorumluluk demek. Biz babasıyla ayrıyız ama benim oğlum her an babasını görüyor ve birlikte vakit geçiriyor. Bir çocuk için baba figürü çok önemli.”
     
    Simge Tertemiz (Sunucu, manken, oyuncu): ‘Meryem kadar cesur olamazdım’
     
    “Bu kadar içten ve dobra olduğu için gerçekten tebrik ediyorum onu. Allah onun yardımcısı olsun. Ben de bir anneyim. Çocuk büyütmek gerçekten çok zor. O çocuk baba özlemiyle büyüyecek. Ama burada her şey anneye düşüyor. Şartlar bunu gerektirdi demekti. Meryem çok duygusal bir kadın. Eminim ki çocuğunu büyük bir sevgiyle büyütecek. Onun iç dünyasında ne yaşadığını kimse bilemez. Ben de bazı şeyler yaşadım ve onun bir cümlesinden bile ne yaşadığını anlayabiliyorum. Ama herhalde ben doğurmaya cesaret edemezdim. Meryem kadar cesur olamazdım.”
     
    Pelin Körmükçü (Oyuncu): ‘Sonu başından belli bir hikaye’
     
    “Kadın her zaman güçlü olmalı. Her ne olursa olsun ve başına ne gelirse gelsin. Kendi karakterimde de hep bunu uygularım. Meryem Uzerli’nin yaşadığı şey, sonu başından belli olan bir şeymiş zaten. Çünkü ortada ilişkiye ve evliliğe hazır olmayan bir adam var. Tamamen kızın şanssızlığı. Ama burada en önemli olan şey bebeğin durumu ve nasıl olacağı. Şanslı bir bebek olsun inşallah. Fakat ortada buruk bir hikaye var ve ilişkiden mutsuz çıkan bir kadın var. Bu, o çocuğu ne kadar etkiler, onu düşünmek gerek. Çocuğun her zaman iki tarafın istemesiyle dünyaya gelmesi lazım, ki bu hikayede sadece bir anne var. Çünkü baba çocuğu istemiyor.”
     
    Jülide Önengüt: ‘Kendi kariyerine yaptığını affedebilecek mi?’
     
    “Bu soruyu yanıtlama şansı verdiğiniz için öncelikle çok teşekkür ederim. Meryem Uzerli çok sevdiğim bir oyuncu. İnşallah dünyaya gelecek o minicik bebeğiyle çok iyi günler onları bekliyordur. İki tarafın sorumluluk alması ve rızasıyla yürümesi gereken bir mutluluk bu. Ama ben bu olayı zorlama gibi gördüm ne yazık ki. Baba adayının zaten çocukları var. O çocukların durumunu kim düşünüyor? Bekar bir adam da olsa karşı tarafa emrivaki gibi oldu. Hayat keşke arzuladığımız gibi olsa. ‘Berlin benim şehrim, orada mutluyum. Bebeğim de Alman vatandaşı olur ve orada sonsuza kadar mutlu yaşarız, her şey de unutulur.’ dediğini okudum. Düşündüğü gibi olması için dua edeceğim. Biz seyirci olarak onu affettik ama acaba o ileride kendi kariyerine yaptığını affedecek mi?”
     
    Sinem Yıldırım: ‘Sadece kader’
     
    “Eğer bir bebek büyüyecekse bu ne annesinin ne babasının elinde. Bu, o çocuğun, kendi özüyle, kendi ruhuyla başaracağı bir şey, kader sadece. Kimin neyi deneyimleyeceğini, bizler o şahısları tanımadığımız için, yaşamları ve kaderi planları hakkında herhangi bir analiz veya sentez kesinlikle yapamayız. Bu o kadar değişken ki; biri için sevgi dolu bir yürek, aldıramazdı bebeği diyebiliriz lakin başka biri için belki de sadece intikam veya bir bağımlılık hissinden dolayı aldıramazdı denilebilir. Sonuçta bu seçimi gelecek olan bebeğin özü yapar. Babasız çocuk büyütmek elbette çok zor, çocukta derin yaralara neden olabilir, lakin asla unutulmamalıdır ki; öldürmeyen yara, bir o kadarda güçlendirir insanı. Burada çocuğu nasıl eğiteceğini bilmek çok önemli. Ona acılarını farketmeyi ve bunlara en iyi nasıl pansuman yapacağını öğretmek önemli. Eğer ona bunları öğretebilecek biriyle büyürse; ister annesi de olmasın, ister sülalesi de olmasın, bunların hayatında önemi olmaz çünkü o bunları kolayca aşar, yükselir, sevgi ve saygıyla dopdolu olur etrafındaki herkese karşı. Kim bilir aynı şeyleri eski hayatlarımızda bizler de kaç kez deneyimledik.” haftasonu
    Bu haber toplam 389 defa okunmuştur
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Beyaz Cam Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 (212) 258 47 02 / Faks : +90 (212) 258 18 42 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA
    KATEGORİLER